Felsefe Kavramları B etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Felsefe Kavramları B etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2022

Bilim

Bilim

Toplumun pratik tecrübesi sırasında doğruluğu ispatlanan ve sürekli olarak dakikleşen bilginin tarihsel gelişme sistemini temsil eden bir sosyal bilinç formu. Bilimsel bilginin gücü, onun genel karakterinde, evrenselliğinde, zorunluluğunda ve objektif oluşundadır. Sanatın dünyayı artistik imajlarla yansıtmasına karşı, bilim, dünyayı mantıksal-düşünce biçiminde, kavramlar biçiminde ortaya koyar. Realitenin çarptırılmış, fantastik bir tablosunu çizen dinin tam tersine Bilim elde ettiği sonuçlan olgulara dayandırır. Üretimin gerekleri, toplumun gelişmesinin ihtiyaçları Bilim'in ilerletici basit neden-sonuç ilişkilerin ve temel bağıntılarının keşfinden varlığın ve düşüncenin daha derin ve gerçek yasalarının formülasyonuna geçişten ibarettir. Bilimsel bilginin diyalektiği, yeni buluşlar ve yeni teoriler, daha önceki vargıları ilga etmedikleri gibi, bunların objektif hakikatini de inkâr etmezler; eski teorilerin uygulanma sınırlarını çizerler ve bilimsel bilginin genel sistemi içindeki yerlerini belirlerler. Bilim, onu objektif dünyanın gelişmesini yöneten en geniş kanunların bilgisiyle, bilgi teorisi ve bir azıştırma metoduyla silahlandıran bir felsefi dünya görüşüne sıkıca bağlıdır. İdealizm ise, Bilim’i agnostisizmin karanlıklarına sokar ve onu dine bağımlılaştırır. Bugün realiteye doğru bir biçimde yaklaşarak, geniş ve verimli genellemelere imkân veren biricik felsefe diyalektik materyalizmdir. Toplumun üretici faaliyetlerinin ihtiyaçlarından ortaya çıkan ve toplumun sürekli kamçılayıcı etkisine konu olan Bilim, buna karşılık, toplumun gelişme seyrini güçlü bir biçimde etkiler Bugünkü üretim, rolü gittikçe büyüyen Bilim olmaksızın düşünülemez. Komü­nizmin kurulmasının maddi ve teknik sürecinde, üretime daha da sokulan Bilim, toplumun doğrudan bir üretici gücü haline gelmiştir.
Behaviyorizm

Behaviyorizm

Felsefi bakımdan pragmatizme dayanan modern bir psikolojik akım. Behaviyorizm, E. L. Thorndike (1874-1949) tarafından hayvanların davranışları konusunda yapılan araştırmaların sağladığı malzemeye dayanılarak, Şikago Üniversitesi’nden J. B. Watson (1878-1958) tarafından 1913’te başlatıldı. Watson teorisini K. S. Lashley (1890-1958) ve A. P. Weiss (1879-1931) da paylaşıyorlardı. Psikolojideki mekanist akımı devam ettiren Behaviyorizm, psikolojik fenomeni organizmanın reaksiyonlarına indirger; davranış ve bilinci özdeşleştirir, uyarma ve refleks arasındaki ilişkiyi bilincin tek temeli olarak görür. Behaviyorizme göre bilgi, organizmaların (insan dahil) şartlı reaksiyonlarını ifade eder. Watson’un teorisi, 1930’larda, en geniş anlamıyla "şartlandırma" olarak bilinen yeni-Behaviyorizm teorileri tarafından geride bırakıldı. Yeni-behaviyorizmin temsilcileri Clark Hull (1884-1952), Edward Tolman (d. 1886- ...) ve Edwin Guthrie (1886-1959) idi. Bu teoriler, Pavlov’cu öğretinin etkisi altında gelişmişti. Gerek terminolojilerini gerekse davranış biçimlerinin sınıflandırılmasını Pavlov’dan alan yeni-behaviyoristler, Pavlov doktrininin materyalist temellerinin yerine operasyonalizmi ve mantıksal pozitivizmi koyarlar. Şartlı refleksleri ele alışlarında, beyin korteksinin davranıştaki rolünü dikkate almazlar. Çağdaş Behaviyorizm, "ara değişkenler" (maharet, uyarı ve potansiyel tutukluk, eksiklik, vs.) adını verdiği şeyi işin içine sokarak uyarım-reaksiyon formülünde değişiklik yapmıştır. Fakat, bu, Behaviyorizmin mekanist ve idealist özünü değiştirmez.
Batıl İnanç

Batıl İnanç

"Asılsız inanış" anlamına gelen bir terim. Burjuva ve teolojik metinlerde, Batıl İnanç, genel ve gerçek inancın karşıtı olarak kullanılır ve ilkel büyü (sihir) ile birleştirilir. Bir dine mensup olan bir kimse, başka dinlerin dogmalarına ve ritüellerine Batıl İnanç olarak bakma eğilimi gösterir. Marksist ateizm, dinsel inanç ile Batıl İnanç arasında bir fark kabul etmez.

15 Kasım 2022

Batıl İnanç

Batıl İnanç

"Asılsız inanış" anlamına gelen bir terim. Burjuva ve teolojik metinlerde, Batıl İnanç, genel ve gerçek inancın karşıtı olarak kullanılır ve ilkel büyü (sihir) ile birleştirilir. Bir dine mensup olan bir kimse, başka dinlerin dogmalarına ve ritüellerine Batıl İnanç olarak bakma eğilimi gösterir. Marksist ateizm, dinsel inanç ile Batıl İnanç arasında bir fark kabul etmez.

Bilgi

Bilgi

Sürekli değişim halindeki objektif dünyanın (şeylerin) iç ve dış dinamizmlerinin düşüncede yansıması ve bunun dil biçimi içinde yeniden üretimidir olarak Bilgi, insanların sosyal emeğinin ve düşüncesinin bir ürünüdür. İnsanın sosyal gücü bilgide yoğunlaştığı için pratik faaliyetinin sosyal yapısı ortaya konmadan bilginin özü anlaşılmaz.

 Bilim

Bilim

Toplumun pratik tecrübesi sırasında doğruluğu ispatlanan ve sürekli olarak dakikleşen bilginin tarihsel gelişme sistemini temsil eden bir sosyal bilinç formu. Bilimsel bilginin gücü, onun genel karakterinde, evrenselliğinde, zorunluluğunda ve objektif oluşundadır. Sanatın dünyayı artistik imajlarla yansıtmasına karşı, bilim, dünyayı mantıksal-düşünce biçiminde, kavramlar biçiminde ortaya koyar. Realitenin çarptırılmış, fantastik bir tablosunu çizen dinin tam tersine Bilim elde ettiği sonuçlan olgulara dayandırır. Üretimin gerekleri, toplumun gelişmesinin ihtiyaçları Bilim'in ilerletici basit neden-sonuç ilişkilerin ve temel bağıntılarının keşfinden varlığın ve düşüncenin daha derin ve gerçek yasalarının formülasyonuna geçişten ibarettir. Bilimsel bilginin diyalektiği, yeni buluşlar ve yeni teoriler, daha önceki vargıları ilga etmedikleri gibi, bunların objektif hakikatini de inkâr etmezler; eski teorilerin uygulanma sınırlarını çizerler ve bilimsel bilginin genel sistemi içindeki yerlerini belirlerler. Bilim, onu objektif dünyanın gelişmesini yöneten en geniş kanunların bilgisiyle, bilgi teorisi ve bir azıştırma metoduyla silahlandıran bir felsefi dünya görüşüne sıkıca bağlıdır. İdealizm ise, Bilim’i agnostisizmin karanlıklarına sokar ve onu dine bağımlılaştırır. Bugün realiteye doğru bir biçimde yaklaşarak, geniş ve verimli genellemelere imkân veren biricik felsefe diyalektik materyalizmdir. Toplumun üretici faaliyetlerinin ihtiyaçlarından ortaya çıkan ve toplumun sürekli kamçılayıcı etkisine konu olan Bilim, buna karşılık, toplumun gelişme seyrini güçlü bir biçimde etkiler Bugünkü üretim, rolü gittikçe büyüyen Bilim olmaksızın düşünülemez. Komü­nizmin kurulmasının maddi ve teknik sürecinde, üretime daha da sokulan Bilim, toplumun doğrudan bir üretici gücü haline gelmiştir.


14 Kasım 2022

Bilinç

Bilinç

Nesnel gerçekliğin beynimizdeki en üst yansıma biçimi olarak objektif doğayı ve kendi varlığını anlamasına aktif olarak katılan zihinsel süreçlerin toplamıdır. Köken olarak emeğe dayanır ve doruk noktasına sosyal emek ile çıkar. Toplum dışı bir bilinç olamayacağı gibi dil ve düşünceden bağımsız da olamaz.


Bilinçaltı

Bilinçaltı

Bilinçli eylem karakteri taşımadıkları halde, bilinçli süreçleri etkileyen aktif zihinsel süreçlerin bir özelliğidir. Burada, insanın, belli bir anda, üzerinde doğrudan doğruya düşünmediği, sadece önceden bildiği ve düşüncelerinin konusuyla ilintili olan şey, buna eşlik eden düşünceyi etkileyebilir. Bir halin, bir durumun ve otomatik hareketlerin fark edilebilir etkisi (her ne kadar, dolaylı ve bilinçdışıysa da), bütün bilinçli faaliyetlerde Bilinçaltı algı olarak vardır. Dil’in konteksti içinde, ifade edilmemiş, fakat cümlenin esas yapısında yatan bir fikir, bilinçte belirli bir rol oynar. Bilinçaltında esrarlı ya da bilinmesi imkânsız hiçbir şey yoktur. Bilinçaltı fenomenleri bilinçli faaliyetin yan ürünleridir; bunlar belirli bir anda, insanın dikkatini üzerine çevirip kontsantre ettiği objelerin kavranmasında doğrudan hiçbir rolü olmayan ruhsal süreçleri içerirler.


Behaviyorizm

Behaviyorizm

Felsefi bakımdan pragmatizme dayanan modern bir psikolojik akım. Behaviyorizm, E. L. Thorndike (1874-1949) tarafından hayvanların davranışları konusunda yapılan araştırmaların sağladığı malzemeye dayanılarak, Şikago Üniversitesi’nden J. B. Wat-son (1878-1958) tarafından 1913’te başlatıldı. Watson teorisini K. S. Lashley (1890-1958) ve A. P. Weiss (1879-1931) da paylaşıyorlardı. Psikolojideki mekanist akımı devam ettiren Behaviyorizm, psikolojik fenomeni organizmanın reaksiyonlarına in-dirger; davranış ve bilinci özdeşleştirir, uyarma ve refleks arasındaki ilişkiyi bilincin tek temeli olarak görür. 

Behaviyorizme göre bilgi, organizmaların (insan dahil) şartlı reaksiyonlarını ifade eder. Watson’un teorisi, 1930’larda, en geniş anlamıyla "şart-landırma" olarak bilinen yeni-Behaviyorizm teorileri tarafından geride bırakıldı. Ye-ni-behaviyorizmin temsilcileri Clark Hull (1884-1952), Edward Tolman (d. 1886- ...) ve Edwin Guthrie (1886-1959) idi. Bu teoriler, Pavlov’cu öğretinin etkisi altında ge-lişmişti. Gerek terminolojilerini gerekse davranış biçimlerinin sınıflandırılmasını Pavlov’dan alan yeni-behaviyoristler, Pavlov doktrininin materyalist temellerinin yerine operasyonalizmi ve mantıksal pozitivizmi koyarlar. Şartlı refleksleri ele alış-larında, beyin korteksinin davranıştaki rolünü dikkate almazlar. Çağdaş Behaviyo-rizm, "ara değişkenler" (maharet, uyarı ve potansiyel tutukluk, eksiklik, vs.) adını verdiği şeyi işin içine sokarak uyarım-reaksiyon formülünde değişiklik yapmıştır. Fakat, bu, Behaviyorizmin mekanist ve idealist özünü değiştirmez.


 Bilme

Bilme

Değişik formlarda olan ve her bir formda kendine özgü çeşitli aşamaları ve gelişme / değişme aşamalarıyla insanın çeşitli güç ve yeteneklerini içine alan karmaşık diyalektik bir süreç olarak Bilme, doğrudan pratiğe bağlı olarak sosyal gelişim yasalarıyla koşullanan gerçekliğin düşüncede yansıması, kavranılması ve yeniden oluşturulması sürecidir. 

Bilme sürecinde, "canlı algının", insanın nesnel gerçeklik ile olan duyusal ilişkisinin rolü büyüktür. Duyumlar olmadan gerçeklik hakkında bilgi edinmek imkânsızdır. "Canlı algı", örneğin duyumlar, algılar, kavramlar, olguların araştırılması, fenomenlerin gözlenmesi gibi formlar içinde yer alır. Duyumlar insan ile objelerin dış nitelikleri arasında bir bağlantı kurar. Sıcak, soğuk, renk, koku, sertlik, yumuşaklık, vs.nin ayırt edilmesiyle insan nesnel yaşamdaki ilişkileri keşfeder; şeyleri birbirinden ayırt eder ve bizi çevreleyen gerçeklik hakkında çeşitli bilgiler edinir. Objelere ait imajların algılanması ve bu imajların zihinde birikmesi, insanın bu objelerle rahatça iş görmesini ve objelerin dış görünüşleriyle fonksiyonları arasındaki ilişkiyi kavramasını sağlar.

Bilme’nin duyumsal biçimi ne kadar önemli olursa olsun, objelerin özlerinin bilinmesine onun doğal yasalarına ulaşılmasına yeterli olamaz. "Canlı algı" ve deney verileri, kavramlar, analizler, kararlar ve benzeri tüm çıkarımlar daha üst derecedeki insansal bilgi kabiliyeti, yani soyut-mantıksal düşünce tarafından düzenlenir ve genelleştirilir. Düşüncenin mantıksal işleyişi de Tümdengelim ve Tümevarım, Analiz ve Sentez, varsayımlar vb gibi değişik formlar halinde olur.